28 Aralık 2010 Salı

ece!



ece geçen hafta başladı. aslında yıllardır resim dersi almak istermiş ama ancak şimdi nasip olmuş. hayatında ilk defa resim dersi aldığını idda ederek geldi ama çıkarttığı iş sanki uzun süredir sıkı bir eğitimden çıkmış bir elin işiydi. sonradan öğrendim ki ortaokul ve lisede çok iyi bir resim öğretmeni varmış. gerçekten ilkokuldan itibaren verilen resim eğitiminin insanın geleceğinde ne kadar etkili olduğunu gösteriyor bize ece. işte ece'nin vazosu:

yeni kopya



özgün bir sonraki kopyasında "nü"- çıplak insan bedeni- çalışmak istediğini söyleyince ben de çok heveslendim. heveslendim çünkü "nü" çalışmak resmin temel adımlarından biridir. yüzyıllarca akademilerde öğrencilere nü çalışması yaptırılmış ve güzel sanatlar eğitimi tarih boyunca insan vücüdu temel alınarak verilmiştir. benim hiçbir fikir beyan etmeme gerek kalmadan özgün'ün benden böyle birsey talep etmesi çok sevindirici oldu.
özgün ile ideal çıplak vücüdunu aramak üzere atölyedeki bütün kitapları ve internetteki bazı müzelerin sayfalarını taradık ve özgün'ün istediği resmi bulduk. bu kadar aramadan sonra belki de resim tarihinin en ünlü imgelerinden birine karar verdik: michelangelo buonarroti (1475-1564)'in sistine şapeli tavan freskolarından "ademin yaratılışı" adlı bölümden bir kesit

geçen hafta özgün resmi kareledi ve ilk katı atmaya başladı. atölyeye gelen arkadaşlarım özgün'ü tanımasalar da çalışmalarını takip ediyorlar ve bu kopyanın nasıl biteceğini heyecanla bekliyorlar! özgün farkında olmasa da gizli bir fan klubü var:)







uzuuuun bir ara



malesef atölye blogumuza uzun bir ara vermek zorunda kaldım. ama sanmayın ki bu arada hiç çalışmadık! özgün van gogh kopyasını bitirdi ve yeni bir kopyaya başladı. cuma günü büyük bir hevesle başlayan grup aynı hızla dersleri bıraktı ama yerine yetenekli mi yetenekli bir arkadaşımız başladı. artık amacımız daha kalabalık sınıflarda daha üretken bir ortam yaratmak olacak, umarım bu sene bunu başarabiliriz:)
aşağıda özgün'ün bitmiş kopyası, denecek laf yok zaten . ilk yağlı boyası bu kadar başarılı olursa diğerleri nasıl olacak merakla bekliyorum!



10 Kasım 2010 Çarşamba

silgisiz bir başyapıt!


özlem bu resiminde ilk defa kumaş, cam ve organik malzemeleri çizdi. bununla da kalmayıp üstüne dört elemanlı kompoziysonu da ilk seferde kağıda mükemmel bir şekilde yerleştirdi. özlem kompoziyonu kağıda yerleştirmede inanılmaz yetenekli- her ne kadar kendisi buna inanmasada. daha dördüncü haftasında bu seviyeye gelmesi büyük bir başarı. bu arada özlem haftaya kağıt getirmeyi unutmamalı :)

alışveriş merkezinden cafe dela sirene'ye


özgün bu kopyaya ilk başladığında herkesin alışveriş merkezine benzettiği resim işte bu duruma geldi. yağlı boya katman katman çalışmaya uygun bir malzemedir. her hafta daha da gelişen bu resim için artık kimse alışveriş merkezi diyemez !

5 Kasım 2010 Cuma

yeni ve hevesli bir grup!




cuma sabahları artık atölyede yeni bir grup çalışmaya başladı: eda, bilge ve şafak. bu üç heyecanlı arkadaş istanbuldaki üniveristelerin güzel sanatlar fakültelerinde iç mimarlık okuyorlar. diğer öğrencilerden farkları dikey geçişle geldiklerinden desen temellerinin sınıfın gerisinde olması.
bu sabah içeri girdikleri anda heyecanlarını ve öğrenmek isteklerini hissedince ben de çok heyecanlandım. bence çok kısa sürede sınıf arkadaşlarının seviyesine ulaşacaklar ve hatta onları geçecekler!
bu hafa ilk önce basıt, tek elemanlı bir kompozisyon üzerinde çalıştık. malesef zaman kısıtlı olduğundan bilge ve eda'nın işleri bitmedi.


eda'nın çalışması: eda sabırla vazosundaki problemleri düzeltti ve ortaya tatmin edici bir sonuç çıktı, malesef desende zorlanınca tonlamaya zaman kalmadı. artık haftaya......






şafak ben daha önce hiç elime kalem almadım dedi ama zamanı çok başarılı kullanarak, tonlaması da bitmiş bir işi ortaya çıkarttı.





bilge vazo ile uzun bir cebelleşmeden sonra çok başarılı bir desen çıkarttı. malesef tonlama yetişemedi ...

özgün...


bu hafta özgün'ü sınıf arkadaşları yalnız bıraktı : ( özgün en sonunda bu resme başladığından beri yapmaya korktuğu bölgeye girmek zorunda kaldı ve gördü ki korkulacak bir şey yokmuş! bazen bazı teknikleri ya da bazı şeyleri çizmeyi gözümüzde büyütürüz. bu insanlık hali elbette ama üstüne gitmek lazım, çünkü üstüne gidince o kadar da korkulacak birşey olmadığını hemen anlıyoruz.