7 Aralık 2011 Çarşamba

"beden"


 
beden  tasviri  güzel sanatların olmazsa olmazlarından. tarih boyunca hiç yılmadan usanmadan beden çizip durmuşuz. biz de sanat tarihine  bir katkımız olsun diyerek giriştik bu hafta. 

beden çizmek desen eğitiminin ayrılmaz bir parçası olduğundan tors – beden gövdesi heykeli-canlı model olmadığı zamanlarda bize kılavuzluk eder.  bu hafta selin ve nilüfer işten yorgun argın geldiklerinde karşılarında torsu buldular. tors bence bütün bir vücudu çizmekten daha zordur. çünkü torsu çizerken o gövdenin ait olduğu vücudun hareketini yakalamak gerekir. bu da ciddi bir gözlem ve bilgi birikimi gerektirir.  vücudun hareketini vermeyen bir tors çizimi başarılı olamaz, dengesiz ve sakat durur. tabi bütün bu söylediklerim akademik anlayış çerçevesinde bir değerlendirmedir.

selin bu hafta yine şaşırtıcı performansı ile hiç yardımsız torsu “çiziverdi”. gerçekten o kadar hızlı ve güzel çalıştı ki hemen tonlamaya geçmesini önerdim. ilk defa tonlama yaptığı için daha yavaş devam etti ve tam bitiremedi. bence iyi de oldu, çünkü önümüzdeki hafta evde ustaların çizimlerinden bir kopya çalışması yaparak geldiğinde,  daha az zorlanarak resmini bitirecek.



                                
nilüfer temiz ve sevimli hırvatistan sahillerinden, yağmurlu ve karanlık kadıköy sokaklarına geldiğinden olsa gerek  en başta çalışmasına çok fazla konsantre olamadı. ama biraz gayretle kağıda iyi yerleştirilmiş, oranları doğru bir torsu dersin sonuna yetiştirdi! daha önce de yazdığım gibi torsun hareketindeki  küçük bir detay, dengesiz bir torsu, sağlam basan bir hale getirebiliyor. nilüfer bu hafta yaklaşık bir saat o küçük detay üzerinde çalıştı diyebiliriz. haftaya tonlama!

                                                                                                                                                                                                                                                           
                                  

1 Aralık 2011 Perşembe

converse final...

geçen haftaki denemeler bu hafta güzel bir sonuca vardı. selin’in geçen hafta ve hafta içinde ödev olarak yaptığı ayakkabı eskizlerinden öğrendikleri bu hafta bitmiş bir iş çıkartması için harika bir temel oluşturdu. herhangi bir çalışmada olduğu gibi desen yaparken de ön hazırlık yapmak çok faydalıdır. Bir objeyi çizmeden önce onu incelemek, 5-10 dakikalık eskizlerini çizmek, selin’in yaptığı gibi- burada fotoğrafı yok- benzer başka ojelerin eskizlerini yapmak: parmak arası terlik eskizleri, o objeyi daha kısa sürede daha doğru çizebilmenin en sağlam yoldur.




blogda yazarken her zaman öğrencilerimi motive etmeye çalışıyorum. özgün bu hafta  gayretlerimin meyvesini topladığımı hissettirdi. çok kısa bir sürede cesur  fırça darbeleri ile adem’in sağ kolunu bitirdi.evet  hala el üzerinde biraz daha çalışılabilir ama  geçen haftalara göre çok daha hızlı, kararlı bir ilerleme kaydetti. üstelik korktuğu gibi resmini “batırmadı”. artık bir kere yapabildiğini gösterdiğine göre hep aynı performansı bekliyoruz senden özgün!




 nilüfer bu hafta “iş için”  hırvatistan sahillerinde, umarım bir gün biz de malzemeleri  toplayıp aynı sahillerde desen çalışmaları yapabiliriz :)

24 Kasım 2011 Perşembe

converse,converse

 
daha önce ece’nin de çizdiği kırmızı converse ayakkabılarımı  bu hafta nilüfer ve selin çizmeye çalıştı. ayakabı gibi üzerinde bir sürü ayrıntı olan objeler çizenin gözünü en başta çok korkutur. mesela selin kendi seviyesinin çok üstünde olduğuna inandığı bu ayakkabıları çizemeyeceğinden emin olarak işe koyuldu. halbuki  ikinci denemede ayakkabıları yere basan sağlam bir halde kağıda aktarmayı başardı. ayakkabılar üzerindeki bütün ayrıntıları sildiğimizde aslında elimizde sadece taban ve onun duvarlarından oluşan bir obje kalır. önümüzdeki objenin zorluğunu aslında biz belirleriz. zor sandığımız şeyler akılcı yöntemlerle çok kalay bir şekilde çözülebilir.


 selinin ilk denemesi

 ikinci deneme, bitirmeye zaman kalmadı

  nilüfer, güzel bir başlangıç ama salsa yapmaktan bitirmeye vakit kalmadı ; )


özgün bu hafta bu resim ne zaman bitecek diye isyan etmeye başladı. aslında isyanında pek de haksız sayılmaz ama yapacak bir şey yok… belki daha cesur olursa hızlanabilir ama herkesin bir karakteri var, özgün de kendi temposunda emin adımlarla ilerlemeyi tercih ediyor. yine de ben isterdim ki özgün daha cesur olsun, fırçayı korkmadan sürsün, “hızlı hızlı girişsin” artık bu kopyaya. en başlarda böyle bir tavırla yaklaşmasını istemezdim ama artık özgün yağlıboyaya hakim ve kopyasını yaptığıı sanatçının paletini tanıdı. yürü be özgün , kim tutar seni!

17 Kasım 2011 Perşembe

uzun bir ara



derslere ve buna bağlı olarak blogumuza  yaklaşık 6 aylık bir ara vermek zorunda kaldık. sebebi ise fotoğraftaki afacan . kızım defne doğdu.
bu uzun aradan sonra atölyemizin kadrosunda da ufak değişiklikler oldu. eski öğrencilerimizde nilüfer geri döndü! sonracığıma ece cuma günkü derslerini bırakmak zorunda kaldı : (  buna karşın selin aramıza katıldı :)))) değişmeyen tek şey özgün ve mikelaj'ın kopya çalışması oldu.

nilüfer uzun bir ara verdiği için bilgilerini tazelemesini gerekti.selin ise lise birden beri hiçbir çizim yapmadığını söyledi ama beni çizimleri ile şaşırttı.

sırasıyla selin'in işleri: ilk denemde selin'e hiç müdahele etmediğim için kağıda yerleştirmede problem  yaşadı, obje kağıda göre biraz küçük oldu. ama bu problemini ikinci ve üçüncü denemelerinde hemen çözdü. selin asıl beni açıları ve elipsleri mükemmele yakın çizerek şaşırttı. gerçekten hiç resim dersi almayan birisine göre inanılmaz başarılı bir başlangıç yaptı. umarım ilk günkü hevesini hiç kaybetmez ve çok güzel işler yapmaya devam eder.



                                   


                                                                                                                                                                           
                                                     


nilüfer’in ilk denemesinde selin ile aynı hataya düşerek kağıda göre objeyi çok küçük çizdi. ikinci denemede kompozisyon problemi çözerken beyaz kağıda başlama korkusunu da yendi ve eski formuna yakın bir performans gösterdi. nilüfer'in en sevdiğim özelliği buradaki fotoğraflarda göremesek de bol bol araştırma çizgisi kullanarak kompozisyonlarını yerleştirmesi . araştırma çizgileri bizim herhangi bir çizime başlamadan önce kılavuz çizgilerimiz olurlar. bir objenin kağıt üzerinde nasıl bir kompozisyon oluşturacağını tahmin etmek sanıldığından daha zor olduğundan araştırma çizgileri bize yardımcı olur. haydi nilüfer ödevlerini de yaparsan kısa sürede biyolojik çizimlere geçebiliriz!

                               


                                                                                                        
özgün, adem ve tanrının eli... artık bu blogun değişmez bir parçası oldular. yavaş ama emin adımlara sona yaklaşıyoruz, sonucu heyecanla bekliyorum : )





                                             

29 Nisan 2011 Cuma

füzen ece'yi sardı!



kara kalem ve tek renk füzen çalışmalarından sonra renkli mazemelere geçmek insanın gözünü korkutabiliyor. bu çalışmada ece kırmızı füzeni kullanmadan önce çok tereddüt etti çünkü şimdiye kadar sadece aynı rengin tonları ile çalışmıştı. desen üzerinde lokal tonların yanında lokal renkler kullanmak uzun süre sadece ton ile çalıştıktan sonra çok zorlayıcı olabiliyor. rengin karakterini iyi kullanmak gerekiyor. mesela burada ece kırmızı rengi en önde duran kumaş üzerinde ve biraz torsun omuzunda kullandı. çünkü kırmızı elemanları öne çıkartan bir renk ve bu kompozisyonda en önde duran elemanlar kumaş ve torsun omuzu.
artık çok rahatlıkla diyebiliriz ki ece füzene ve renkli pastellere hakim olmaya başladı!









20 Nisan 2011 Çarşamba

emin adımlar


                                        

insanlar arasında genel bir yargı vardır: el ayak çizmek veya portre çizmek tüm bir beden çizmekten daha zordur! hakikaten de bir yağlıboya tabloya baktığımızda " gözündeki parlaklığı bile vermiş, vay canına" demekten kendimizi alamayız. ya da "tırnaklarındaki kire kadar yapmış" da diyebiliriz. aslında bütün bu ayrıntıları resmetmek modelin kollarındaki tonları ve kasları resmetmekten daha zor değildir. iki alanda da aynı derecede ton zenginliği yakalamak gerekir ama nedense detaylı çizimler insanlara sanki zormuş gibi gelir.

özgün de kopya çalışmasına başladığında ellerde ve portrede çok zorlanacağını ve başaramayacağını düşünüyordu. bu hafta elleri benim hiçbir yardımım olmadan başardı. gerçekten de ders boyunca iki ya da üç kere yorum yaptım. özgün tek başına sabır ve dikatle eller üzerinde çalıştı. bence gerçekten müthiş bir performans sergiledi. özgün'ün "el resmetme" korkusunu yendiğini umuyoruz. dersten ayrılıren "daha portre var ve ben portreyi yapabilecek miyim emin değilim " diyen özgün umarım haftaya bu korkusunun ne kadar yersiz olduğunu bilerek gelir:)




19 Nisan 2011 Salı

yeni bir yaklaşım





ece bu hafta daha önce hiç denemediği bir yaklaşım ile desen çizdi: kompozisyondaki gögleleri değil ışıkları kullandı! beyaz üzerine siyah çalışıldığı zaman ışıklı alanları bırakır gölgeli alanları koyu renk ile belirginleştiririz. böylece karşımızdaki üç boyutlu objeyi iki boyutlu bir medyuma taşırız. ama elimizde koyu renk bir kağıt ve açık renk bir malzeme olunca bunun tam tersini yaparız. ışıklı alanları belirtir gölge olan yerleri kağıdın rengi ile veriririz. böylece iki boyutlu bir malzeme üzerinde üç boyutlu etkisi yaratırız.

ece şimdiye kadar hep gölgeler üzerine konsantre olmuştu, bu haftaki tecrubesi onu gerçekten zorladı. ofladı puffladı, bu olmuyor dedi ama sonra bir baktı ki sonuç harika! desen çalışırken alışık olduğunuz yaklaşımın dışına çıkaran işler yapmak çok zorlayıcı olabilir ama bir o kadar da öğreticidir. ece bu hafta çok iyi bir iş çıarttı, tebrik etmek lazım :)